Sicilya Gezilecek Yerler

Sicilya’nın en önemli turistik cazibe bölgeleri antik dünyadaki hazinelerle ilgilidir. Örneğin Agrigento’nun Vaftizhanesi Vadisi’nde Yunan dünyasındaki en mükemmel üç tapınaktan birini göreceksiniz. Selinunte, bilinen tüm Yunan tapınaklarından en büyüklerindendir. Enna’da bulunan Villa Romana del Casale 3500 metrekareyi aşkın mozikleri ile Roma İmparatorluğu’nun en iyi korunmuş villalarından biridir. Barok sanatın Avrupa’nın zirvesini temsil eden Ragusa ve Modica’nın ikiz kasabaları UNESCO tarafından dünya kültür mirasları arasında gösterilmiştir. Çarpıcı mozaikleriyle Monrale’deki evler Avrupa sanatının önemli örnekleri arasında gösterilir. Bununla birlikte Palermo Arkeoloji Müzesi’ndeki koleksiyonlar İtalya’nın en iyilerinden biridir. Etna Dağları Avrupa’nın en aktif volkanları arasında bulunur. Turistik merkezlerinin ötesinde, hareketli yerel kültürü ve keyifli insanları için bile Sicilya tadı çıkarılması gereken kentlerden biridir.

Monreale Katedrali

Monreale Katedrali bir zamanlar Sicilya’nın siyasetini, dinini ve sanatsal yükünü yansıtır. Bunu yaparken de Avrupa sanat tarihi içerisinde bir yer tutar. Katedral bugün hala neredeyse 1100’lerde inşa edildiği gibi durmaktadır. Mimarisi Doğu Bizans’tan uzaklaşmayı temsil etse de kilisenin göz kamaştıran mozaiklerle süslü dekorasyonu Bizans geleneğini yansıtır. Sanatsal olarak, bir köşesinde bir çeşme bulunan bir bahçeyi çevreleyen, karmaşık biçimde oyulmuş duvarları olan , 228 çift sütunlu bir yapıdır. Katedraldeki taş oymaları mitolojik, dini, hayvan, çiçek ve insan figürlerinin ilgi çekici bir karışımıdır. Sütunların birçoğu farklı renkte taşlarla kaplanmış olup hiçbiri birbirine benzemez.

Agrigento Tapınaklar Vadisi

Agrigento’daki büyük tapınak ve mezarlık kompleksi M.Ö 500 yıllarına dayanır ve Sicilya’nın en iyi korunmuş Dor Tapınağı’nı içerir. Bununla birlikte doğu tarafında Tempio di Juna Lacinia, batı tarafında Olimpik Zeus Tapınağı bulunur. Tapınakların en büyüğü 40 metre yüksekliğe ulaşmış olsa da geçmişteki bir deprem nedeniyle devrilmiştir. Batı taraftaki tapınak olan Doric Tempio di Heracles Kartacalılar tarafından yok edilmiş, daha sonra Romalılar tarafından yeniden inşa edilmiştir. Bu tapınakların tamamı UNESCO Dünya Kültür Mirasları Listesi’nde yer almaktadır.

Palermo Kilisesi Mozaikleri

Palermo’nun üç büyük kilisesinden ikisi La Martorana ve Santa Maria dell’Aammiraglio Kiliseleri mozaikleriyle ünlüdür. Kilisenin önemli noktaları İsa’nın mozaiği, sarkıt tavanı, oyma minberi ve dev mumlardır. La Martora’nın güzel mozaikleri 12. yüzyıldan kalma bir altın zemin üzerindedir ve Sicilya’daki en eski mozaikler olarak bilinir. Mesih imgesinin merkezi durumunda olan mekanın başka bölümlerinde Yeni Ahit’in sahneleri resmedilmiştir. Üçüncü kilise ise katedral hazinesi, anıtsal Norman Mezarları ve mücevher kaplamalı Aragon Kronu için görülmeye değerdir.

Selinunte’daki 4 Doğu Tapınağı

Sicilya’nın antik alanlarının en büyüğü ve en önemlilerinden biri olan Selinunte M.Ö 5. yüzyıla kadar uzanan sekiz Yunan tapınağının yanı sıra yakınlarındaki Demeter Tapınağı’na da ev sahipliği yapmaktadır. En önemlileri Doğu Grubu olarak bilinenlerdir. Etkileyici büyüklüğü için G Tapınağı, klasik dönemin en üst noktası olarak kabul edilen mimari ihtişamı için E tapınağı ziyaret edilebilir. Artık yıkılmış olan G Tapınağı Yunan tapınakları arasında en büyüklerinden biriydi. Ayrı bir bölümde, M.Ö 7. yüzyıldan kalma savunma duvarlarıyla çevrili geniş Akropolis bulunmaktadır. C Tapınağı ise M.Ö 550’den itibaren bölgenin en büyüğü ve en yaşlısı olmuştur.

Etna Dağı

Etna’nın her yeni patlamada yüksekliği değiştiği için tam olarak kaç metre olduğu belli değildir. 3000 metreden daha uzun olan bu dağ gökyüzüne sürekli olarak duman bırakmaktadır. Volkanik havalandırma delikleri, kaplıcalar ve lav akıntılarını görebilir; çoğunu yürüyerek ya da arazi araçlarıyla keşfedebilirsiniz. Yollar sizi teleferiklerin altına götürür ve buradan teleferiğe binip 2500 metrelik yükseltiye ulaşabilirsiniz. Kışın zirveye yakın noktalarda kayak yapılabilir. Dar geçitli bir demiryolu dağın etrafına gider ya da arabanızla bölgeyi gezebilirsiniz. Etna’nın kuzey tarafında Alcantara Nehri volkanik faaliyetler sonucu oluşmuştur.

Del Casele Roman Sarayı

12 yüzyılda yaşanan bir heyelan Roma Sarayı’nı Enna bölgesinin dışına gömmüştür. Bu sayede bundan 800 yıl sonra keşfedilebilmesi için bozulmadan korunmuştur. Roma İmparatorluğu’nun herhangi bir yerindeki en iyi korunmuş yapılardan biri olan bu sarayda orijinal dekorasyonun büyük kısmı yerinde durmaktadır. Bugüne kadar kazı yapılan 50 odayla birlikte gladyatör savaşlarında kullanılmak üzere eğitilen hayvanların resmedildiği ayrıntılı sahneler içeren 3500 metrekarelik mozaik tabana sahiptir. Sütun avlusu ve çeşmesi bulunan termal banyolar oldukça ilgi çekicidir.

Neapolis Arkeoloji Parkı

Eski Yunan İmparatorluğu’ndaki en büyük tiyatrolardan biri olan bu alan kentin önemli turistik cazibe merkezlerindendir. Viale Rizzo’ya yaklaşırken kazıların görünümü hem Yunan tiyatrosu hem de Roma Tiyatrosu hakkında fikir verecektir. 2. Hiero’nun devasa sunağı M.Ö 3. yüzyıldan kalma 15000 kişi kapasiteli Yunan Tiyatrosu’ndan daha eskidir. Roma Amfi Tiyatrosu M.Ö 3. yüzyıldan kalmış olup kısmen kayalardan oyularak yapılmıştır. Bu arkeolojik parkın ilginç bir özelliği, yapı taşlarının kesildiği ocakların da görülebilmesidir. Bunların en büyüğü M.Ö 6. yüzyıldan beri kireç taşının taşındığı Latomia del Paradiso’dur. Yer altı galerilerinden biri Dionysius’un Kulağı olarak da bilinir ve mükemmel akustiğe sahiptir.

Taormina Kenti ve Yunan Tiyatrosu

Sicilya’nın en güzel kasabalarından biri olup dağ başındaki Erice ile yarışan Taormina turistlerin en çok ziyaret ettiği yerlerden biridir. Taormina’nın sokaklarının her biri deniz ya da dağ manzarasına sahip olup kartpostallardaki gibidir. Kentin ana caddesi Corso Umberto eski binalar, lüks mağazalar ve açık hava kafeleri ile kaplıdır. Yüzyıllar boyunca çeşitli ressamlar tarafından ölümsüzleştiren ve en iyi bilinen manzara Yunanlılar tarafından M.Ö 3. yüzyılda inşa edilmiş olup daha sonra Romalılar tarafından yeniden ele alınan simgesel Yunan Tiyatrosu’ndan gelmektedir. Tiyatro çoğunlukla konserler için kullanılır.

Aeolian Adaları

Volkanik kökenli olup halen faal olan bu yedi ada Sicilya’nın kuzey kıyısında uzanmaktadır ve Messina ya da Millazzo’dan tekne ile kolayca ulaşılabilir. Volkanik faaliyetler bölgede engebeli kayalıklar ve güzel sahil şeridinin yanı sıra doğal cazibe noktaları (fumarollar ve termal sülfür lavlar) yaratmıştır. Her çeşit su sporu, plajlar, tekne kiralama, dalış ve doğal tekne turları ile adalar arasında gezebilirsiniz. Yunan ve Roma dönemlerine ait tarih öncesi arkeolojik alanlar adalarda bol miktarda bulunur.

Palermo Arkeoloji Müzesi

Sicilya’da Yunan, Roma ve daha önceki medeniyetlere ait çok sayıda etkileyici müze bulabilirsiniz. Bu müzelerin arasında Palermo’daki müze tüm İtalya’nın en iyilerinden biridir. M.Ö 3000-4000 yılına ait Mısır Firavunu heykelleri, M.Ö 2. yüzyıla ait muazzam bir Zeus Heykeli ve hiyeroglif Palermo Taşı müzenin en önemli eserleri olarak bilinir. Bununla birlikte mezar oymaları, mezar rölyefleri ile Taş Devri ve Bakır Devri’ne ait araç ve gereçler de müzede sergilenmektedir.

Ragusa ve Modica

1693’te meydana gelen deprem komşu Ragusa ve Modica kasabaları da dahil olmak üzere Sicilya’nın güney ucunun çoğunu tahrip etmiştir. Her iki kasaba o zamanlar Barok tarzda yeniden inşa edilmiş ve Sicilyalı Baroklar olarak yorumlanmıştır. Ragusa ve Modica kasabaları “Avrupa Barok sanatının doruk noktası” olarak UNESCO Dünya Kültür Mirasları Listesi’ne seçilmiştir. Ragusa eskisinin üstündeki bir tepede yeniden inşa edilmiş, yine de eski bölgedeki binalar yerinde kalmış ve yıkılanların yerine yeni Barok yapılar yapılmıştır. Modica ise iki seviye olarak inşa edilmiştir. Üst şehir depremden sonra yıkılan binalardan toplanan malzemelerle inşa edilmiş olan San Giergio Kilisesi ile vurgulanmıştır. Aşağı şehirdeki Chiesa del Carmine ise bölgenin en önemli yapısıdır.

Cefalu Katedrali

Sicilya’nın en ilginç ortaçağ binalarından biri olan heybetli katedral efsaneye göre Norman King Roger’in denizdeki fırtınadan sağ çıkmak için adadığı adağın bir sonucudur. Katedral mimari ve süslemeleriyle Sicilya’nın bir tarih kitabı gibidir. Arap, Yunan, Roma, Bizans ve Norman unsurlarını görebilirsiniz. Katedralin kubbesi Sicilya’daki en iyi korunmuş mozaikler arasındadır. Bununla birlikte katedral Bizanslı sanatçılar tarafından Mesih mozaikleriyle doldurulmuştur.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here